Ülke profili

Ülke profili: İngiltere

Köklü bir tarihe ve zengin bir kültüre sahip ülke, 2. Dünya Savaşı ile 'küresel güç' statüsünü kaybetse de dünya siyasetinde hala söz sahibi.

Konular: Avrupa Birliği
İngiltere

Temel bilgiler

Başkent: Londra

Yüzölçümü: 242.514 km²

Nüfus: 62.800.000 (BM, 2012)

Para Birimi: Sterlin

Dili: İngilizce

Demokrasinin beşiği sayılan İngiltere, tarihin şekillenmesinde önemli rol oynayan Britanya İmparatorluğu'nun da mirasçısı. Sanayi Devrimi sonrası büyük bir küresel güce dönüşen ülke, 20. yüzyılda bu konumunu yitirdi. Yine de siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda hala hatırı sayılır bir ağırlığa sahip. 

Yazılı bir anayasası olmayan İngiltere'de Devlet Başkanı konumundaki kişi, Kral ya da Kraliçedir. Yürütme organının başında Başbakan bulunur. Yasama organı olan Parlamento ise üyeleri atanan Lordlar Kamarası ile seçimle gelen Avam Kamarası'ndan oluşur. 

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth 1952'de babası Altıncı George'un ölümü sonrası tahta geçti. Başbakan David Cameron ise 2010'daki genel seçimler sonrası göreve geldi. 

Ülkenin başkenti Londra’nın nüfusu 8 milyonu aşmış durumda. Kent, dünyanın en büyük finans merkezinden biri. New York'la birlikte sınır ötesi krediler, uluslararası bono ihracı ve ticareti, döviz ve hisse senedi ticareti ile fon yönetimi dahil pek çok konuda uluslararası mali piyasalara yön veriyor.

Dünya Bankası'nın 2012 verilerine göre, İngiltere'de kişi başına milli gelir yılda ortalama 36 bin 880 Amerikan doları. 

Tarihi bir belge: Magna Carta

İngiltere tarihi, Anglosaksonların 5. yüzyılda Britanya Adası'na ayak basmasıyla başladı. Angluslar, Saksonlar ve Jüritlerin hakimetiyeti, Normanların 1066'da adayı fethine dek sürdü. Kral John'un 1215'te isyancıların baskısı sonucu imzaladığı Magna Carta, Kral'ın sonsuz yetkilerini din adamları ve halk adına sınırlayan ilk belge oldu. Yasaları Kral'dan üstün tutan belge, demokrasiye geçiş konusunda atılan ilk adımdı.  

Britanya Adası'nda farklı hanedanlar arasındaki savaşlar uzun süre devam etti. İngiltere büyüme sürecinde ise Fransa ile yıllarca sürecek savaşlara girdi. Ülke, 14. ve 15. yüzyıllarda da sosyal ve dini çatışmalara sahne oldu.

'Güneş batmayan İmparatorluk'

Britanya İmparatorluğu'nun temellerini atan kişi, ülkeyi 65 yıl (1558-1603) yöneten Kraliçe 1. Elizabeth'di. İngiltere onun döneminde, Avrupa'nın en güçlü donanması olan İspanyol Armada'sını yenerek denizlerde hakimiyet sağlamaya başladı. 

17. yüzyılın ortalarında ise parlamento ve krallık yanlıları arasındaki iç savaş ile 1688'deki 'Muhteşem Devrim' sonrası Kral'ın yetkileri sınırlandı. İngiltere Krallığı'nın bir meşrutiyet olduğu da teyit edildi. Parlamenter demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi ilkeler dünyada önce İngiltere'de uygulandı. 

18. yüzyılda Britanya Adası'nda birliği sağlayan İngiltere, Sanayi Devrimi ile güçlendi ve dünyanın dört bir yanında sömürgecilik faaliyetlerini hızlandırdı. Avustralya, Kanada, Hindistan, bazı Afrika ülkeleri, Karayip Adaları ve Hong Kong, 'Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun' sömürgeleri arasındaydı.

1914'te başlayıp dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, Britanya İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştı. Savaşın ardından dünyanın dörtte biri İmparatorluğa bağlıydı. 

'Küresel güç' dönemine son

60 milyondan fazla kişinin öldüğü İkinci Dünya Savaşı'nın galiplerinden biri de İngiltere'ydi. Ülke yeni uluslararası sistemde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin veto hakkına sahip beş daimi üyesinden biriydi. Ancak savaş sonrası ‘küresel güç’ statüsünü kaybetti. Hindistan'dan başlayarak birçok sömürge bağımsızlığını ilan etti. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri’nin liderliğini (ABD) kabullendi ve bu ülke ile 'özel ilişkisine' ağırlık verdi.

1949'da Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) kurulmasında İngiltere de önemli rol oynadı. Ancak ülke, Almanya ile Fransa'nın önderliğinde oluşturulan ve ilerde Avrupa Birliği'ne (AB) dönüşecek olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'na dahil olmadı.

1962'de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, "İngiltere bir imparatorluk kaybetti ve kendine yeni bir rol bulamadı" demişti. Londra, böylesi bir ortamda yüzünü Avrupa'ya çevirse de, Fransa'nın iki vetosu sonrası 1973'te Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üye olabildi.

Thatcher, Blair ve kriz...

70'li yılları petrol krizinin de etkisiyle ekonomik durgunluk içinde geçiren İngiltere'nin çehresini değiştiren kişi ise Margaret Thatcher oldu. Ülkenin ilk kadın başbakanı olan 'Demir Leydi', iktidarı süresince (1979-1990) sendikalar ile mücadele etti, yoğun bir özelleştirme programı uyguladı, Londra'yı yeniden bir finans merkezine dönüştürdü ve İngiltere'nin uluslararası siyaset sahnesindeki ağırlığını arttırdı.

Margaret Thatcher, karşıtlarına göre modern zamanların 'en bölücü ve yıkıcı' başbakanıydı. Ciddi bir muhalefetle yüzleşti ama etkisi o kadar güçlüydü ki, rakibi İşçi Partisi bile onun politikaları sonrası değişti, merkeze kaydı.

Muhafazakar Parti'nin 18 yıllık iktidarına son veren lider ise 1997'de Tony Blair oldu. İngiltere, Blair döneminde Afganistan ve Irak savaşlarında ABD ile birlikte aktif olarak yer aldı. 2008'deki mali krize kadar da istikrarlı bir şekilde büyüdü.

Londra, dünyanın önde gelen finans merkezlerinden birisi.
Londra, dünyanın önde gelen finans merkezlerinden birisi.
[[@Doug88888, flickr]]

İşçi Partisi, ülkenin resesyona girmesi sonrası Gordon Brown liderliğinde girdiği 2010'daki genel seçimleri kaybetti. Seçim sonrası ülkede İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ilk kez bir koalisyon hükümeti kuruldu.

Muhafazakar Parti ile Liberal Demokrat Parti'nin oluşturduğu hükümet 2010 yılında beş yıllık bir kemer sıkma paketi açıkladı. Ancak bu kez de Euro Bölgesi’nde yaşanan borç krizinin de etkisiyle ekonomik istikrar sağlanamadı. Kemer sıkma paketinin en az 2017'ye dek uygulanması bekleniyor.

AB ile sorunlu ilişkiler

İngiltere'nin üyesi olduğu AB'ye yaklaşımı, birliğin 'motor güçleri' Almanya ve Fransa'dan farklı. Kendi ulusal parası olan İngiliz Sterlinini kullanan ülke Euro Bölgesi’nde yer almıyor. AB üyeleri arasında sınır kapılarındaki polis ve gümrük kontrollerini kaldıran Schengen Anlaşması’na dahil değil. Hukuk sistemi de Kıta Avrupasındakilerden oldukça farklı.

Londra, AB'nin siyasi bir birliğe dönüşmemesinde ısrarlı. Türkiye'nin AB üyeliğini ise destekliyor.

İngiltere Başbakanı David Cameron, ülkesinin Brüksel ile ilişkilerini yeniden müzakere etmek istiyor. Cameron, partisinin seçimleri kazanması halinde en geç 2017 sonunda AB'de kalıp kalmama konusunda referanduma gideceğini açıkladı.

18 Eylül 2014'te İskoçya'da yapılacak referandumda ise halka "İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı?" sorusu yöneltilecek.

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;