Görüş

Türkiye neden Suriye’yle savaşa girişmeyecek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ve ABD arasında ulaşılan yeni uzlaşıyı henüz anlayabilmiş değil.

Konular: Türkiye, Suriye, Irak, İran, Rusya
Erdoğan jet kokpitinden selam veriyor.
Türk jetinin düşürülmesinin ardından Erdoğan, Suriye’ye karşı ‘düşman devlet’ imasında bulunmuştu. [Reuters]

türkiye başbakanı recep tayyip erdoğan bunların olacağını göremedi.

türk fantom rf-4e savaş uçağının suriye sahili üzerinde bir uçaksavar ile vurulduğu bilgisi pentagon tarafından sızdırıldığında (haberin orijinal ingilizce metni) ve bu, kendi ifadesi olan uluslararası hava sahasında düşürüldü iddiası ile çeliştiğinde başının dertte olduğunu anladı.

ancak iş sonra daha da kötüleşti; dışişleri bakanı sergey lavrov vasıtasıyla moskova, kanıt olarak “objektif radar verilerini” sundu.

konunun değişmesinden başka beklenecek bir şey yoktu. o andan itibaren ankara, suriye-türkiye sınırında (ve şu anda nato’nun incirlik üssü’nden düzenli aralıklarla havalanan f-16’lar tarafından yürütülen) 6,4 km’lik fiili (de facto) tampon bölge uygulamasını başlattı.

ankara, erdoğan’ın suriye’ye karşı “düşman devlet” imasından sonra ayrıca, 500 km’lik sınır boyunca tanklar, füze bataryaları ve ağır toplar konuşlandırmaya başladı.

sırada ne var? şok ve dehşet mi? (yeni-osmanlı) hırslarınıza mukayyet olun.

sanırım lord balfour’sunuz?

suriye’nin yakın geleceği geçtiğimiz günlerde cenevre’de, aralarında abd, britanya, fransa, türkiye ve körfez işbirliği konseyi’nden katar ve kuveyt’in olduğu absürt bir “uluslararası toplum” masasında, ülkenin yaşadığı drama karşı “barışçıl bir çözüm” arayışı amacıyla tasarlandı. hem de bu ülkelerin çoğunun şam’a karşı olan muhalefeti halihazırda silahlandırdığı haberleri gelirken.

her şeyin, yabancı güçlerin bir ülkenin geleceği hakkında karar verirken, o ülkenin halkına en ufak bir soru sormadıkları balfour deklarasyonu zamanlarına kadar giden bir süreç ile başladığına inanan birisi, bu düşüncesinden dolayı bağışlanabilir.

ne olursa olsun, özetle: (en azından şimdilik) suriye’de bir nato savaşı olmayacak. lavrov’un rutin bir şekilde kahvaltı niyetine abd dışişleri bakanı hillary clinton’ı yediği gerçeğinin ötesinde, rusya şimdilik galip.

öngörülebileceği üzere moskova, devamında suriye devlet mekanizmasının tamamen çökmesinden ve bunun dehşet verici sonuçlara yol açmasından korktuğundan, esad’ı rejim değişikliğine zorlamayacak. washington’ın pozisyonu, oldukça zayıflamış, ancak ille de gitmek zorunda olmayan bir esad’ı kabul etmiş durumda.

sorun, cenevre’de ortaya çıkan, suriye’de “geçiş hükümetinin” temellendirileceği “karşılıklı uzlaşı” ifadesinin nasıl yorumlanacağı. obama yönetimi için bu, esad gitmeli anlamına geliyor. moskova (ve kritik bir şekilde pekin) için de bu, geçiş esad’ı içermeli demek.

yorumlamanın etrafında dans eden büyük değerlendirmelere hazır olun. zira bunun üzerinden libya’da “uçuşa yasak bölge” uygulamasına benzer (ve nato’nun 30.000 sortili bombalama operasyonuna dönüşmüş), suriye’deki “geçiş hükümetinin” “karşılıklı uzlaşısı” üzerine temellenecek bir durum yaratılabilir.

kesin olan bir şey var ise, o da gelecek kasım’daki abd başkanlık seçiminden önce hiçbir şeyin olmayacağıdır. bu da önümüzdeki yaklaşık beş ay boyunca moskova, didişen suriyeli oyunculardan ne elde edebileceğine bakacak anlamına geliyor. sonrasında ise tek bir gelişme bile görüntünün tamamını değiştirebilir. mitt romney yönetimindeki bir washington, 2013 başlarında pekala bir nato bombardımanı emri verebilir.

putin-obama yahut abd-rusya uzlaşısı cenevre’den bile önce yaratılmış olabilir.

rusya, afganistan’daki nato varlığına karşı tutumunu yumuşattı. ardından da abd, tasarlandığı belli olan bir hareketle pakistan’dan resmen özür diledi ve özrün usulen kabul edilmesiyle birlikte, afganistan’a giden ikmal yolları yeniden açıldı.

şunu akılda bulundurmak gerekir ki pakistan, ikisi de brics üyesi olan (ve abd ile nato’yu sonsuza dek afganistan’dan ayrılmış olarak görmek isteyen) rusya ve çin tarafından yönetilen şangay işbirliği örgütü’nde gözlemci ve gelecekte de üye olması bekleniyor.

bunun karşılığında washington’ın ödemesi gereken “bedel” de, tabii ki, (şimdilik) şam konusunda tutumunu yumuşatmak oldu. bu konuda erdoğan’ın yapabileceği pek bir şey yok; bütün bu görüşmelerin dışında bırakıldı.


türk silahlı kuvvetleri 11 temmuz'da, uçağın enkazında
yapılan incelemede patlayıcı izine rastlanmadığını
açıklamıştı. [reuters]

işbölümüne zeval gelmesin

yani cenevre’nin özündeki sapkınlık şu: (yabancı) oyuncular hemfikir olmama konusunda hemfikir oldular. ve bu sırada iç savaşın çapraz ateşinde kalan suriyeleri boş verin gitsin.

nato saldırısının olmadığı bir denklemde soru, esad sisteminin, özünde dış güdümlü bir iç savaşı zapt edip edemeyeceğidir.

evet, çünkü işbölümü aynı şekilde kalacak. türkiye “özgürleşmiş” libya, suudi arabistan, irak ve lübnan’dan gelen paralı askerler için lojistik üs sağlamaya devam edecek. suudi ailesi onları silah ve para ile destekleyecek. ve washington, londra ve paris de uzun süredir konuşulan muhtemel nato saldırısından geriye kalanları, ince ayar taktiklerle geçiştirmeye devam edecek.

suriyeli silahlı muhaliflerin ülkenin içinde uzaktan yakından herhangi bir önemli noktayı kontrol etmemesine karşın, suudi ailesi ve katar tarafından silahlandırılan paralı askerlerin daha da acımasız davranmasına hazır olun. tam olarak özgür olmayan suriye ordusu’nun aylarca, hatta yıllarca sürecek operasyonlarını bekleyin. burada önemli nokta, ürdün olmasa bile, türkiye ve lübnan’ın ikmal yolları sağlamaya devam edip etmeyeceğidir.

süren bu drama içinde şam’ın, tepedeki batılı oyunculara saldıracak gücü olmayabilir. ancak ürdün, katar, suudi arabistan ve tabii ki türkiye gibi yardımcı oyuncular karşısında terör estirebilir.

zayıf halka olan ürdün, en iyi deyişle yalpalayan bu rejim, ikmal hatlarını çoktan kapattı. lübnan yollarında ise hizbullah, er ya da geç aynısını yapacak. erdoğan da eninde sonunda cenevre’de alınan kararlar hakkında gerçeği görmeye başlayacak.

buna ek olarak, son amerikalı ölene kadar savaşmaya hazır olan suudi arabistan, suriyelilere karşı aynısını yapmayacak.

ürdün üzerinden suriye sınırına yaklaşmakta olan suudi birlikleri için verilen kırmızı alarmlar konusu da sadece bir şakadan ibaret. suudi ailesinin ordusu, komşu yemen’deki baldırıçıplak huti isyancılarını bile yenemez.

son bir ilginç nokta: rusya’nın tartus’taki deniz üssü fantom rf-4e uçağının düşürüldüğü yerden yaklaşık 90 km. uzakta ve radarı 7/24 çalışıyor. ve suriye karasularında demirli tek bir rus savaş gemisi şu mesajı göndermek için yeterli: eğer aranızda cin fikirlerle gelmeyi planlayanlarınız var ise, sadece 2008 yılında gürcistan’da olanları hatırlayın.

kartları karıştırma vakti

erdoğan’ın elinde (eğer kaldıysa) oynayabileceği çok az kart var. türkiye’den cumhuriyet gazetesine konuşan esad, rf-4e uçağının düşürülmesinden dolayı “yüzde yüz” pişmanlık duyduğunu söyledi ve “uçağın, daha önceden israil hava kuvvetleri tarafından kullanılan bir koridordan uçtuğunu” belirtti.

kurnaz esad’ın, fevri davranan erdoğan’dan özür dilediği gerçeği ortada. buna karşılık mavi marmara faciasından sonra erdoğan israil’den soyulmamış bir muz bile alamamıştı.

en büyük intihar senaryosu erdoğan’ın f-4 olayı benzeri yeni bir provokasyon emri vermesi ve üzerine de tam olarak özgür olmayan suriye ordusu adına savaş açması olur. bu gerçekleşmeyecek. şam, halihazırda etkin bir hava savunma ağı kurduğunu göstermiş durumda.

kendine saygısı olan her askeri analist, suriye’de bir savaşın irak ve libya operasyonlarındaki gibi “bebek işi” olmayacağını bilir. nato kumandanları da, tüm becerisizliklerine rağmen kolayca dayak yiyebileceklerinin farkındalar.

türk ordusuna gelince, en büyük takıntısı esad değil, anadolu’daki kürtler. abd’den bir miktar destek alıyor, ancak en büyük arzusu abd insansız hava araçlarını anadolu’nun üzerine salmak.

türkiye, güvenlik güçlerini öldürmekle suçladığı pkk gerillalarına karşı rutin olarak kuzey irak’taki kampları hedef alıyor. şimdi de, türkiye’de üslenen gerillaların suriye’ye geçip, oradaki güvenlik güçlerini ve hatta sivilleri öldürdüklerine dair haberler geliyor. ankara’ya bu ikiyüzlülüğünü itiraf ettirmek hiç de kolay olmasa gerek.

erdoğan, her şekilde aşırı derecede ihtiyatlı hareket etmeli. sert taktikleri onu yalnızlaştırıyor; türk kamuoyunun üçte ikisinden fazlası suriye’ye muhtemel bir saldırıya karşı.

türkiye’den radikal gazetesinin okurlarına sorduğu, türkiye yeni ortadoğu’da bir model olmalı mı sorusu noktasına geldik. makaleye göre türkiye, bir zamanlar “avrupa’nın hasta adamıydı”; şimdi ise “ortadoğu’nun ıssız adamı” olmaya doğru ilerliyor.

doğalgaz, doğalgaz, doğalgaz

her şeyden önemlisi, erdoğan rusya’ya karşı çıkmayı göze alamaz. suriye’de baraj inşaatlarından, savunma sistemlerinin operasyonel eğitimlerine kadar bir alanda iş yapan 100 binden fazla rus var.

ayrıca kaçınılmaz bir 'boruhattıstan' (pipelineistan) açısı mevcut. türkiye gazprom’un ikinci en büyük müşterisi. erdoğan, gazprom’u kızdırmayı göze alamaz. türkiye’nin tüm enerji güvenliği (iran ve) rusya’dan gelen doğalgaza bağlı. bir yıl önce, iran’ın güney pers yataklarındaki doğalgazı irak, suriye ve nihayetinde avrupa’ya bağlamak üzere türkiye’den geçen bir 'boruhattıstan' anlaşmasının yapılmış olması kritik bir önem teşkil ediyor.

geçtiğimiz 12 ay boyunca iç savaşa sürüklenen suriye’nin gölgesinde, anahtar oyuncular bu anlaşmadan bahsetmeyi kestiler. artık kimse bunun hakkında konuşmuyor. brüksel’de kendisine saygı duyan her analist ab’nin gazprom’a rehin düşme paranoyası yaşadığını teslim eder. iran-irak-suriye doğalgaz boru hattı, avrupa’ya enerji arzını rusya’dan uzaklaştırmak ve çeşitlendirmek için hayati bir öneme sahip.

abd ve ab için bu çok gerçek bir oyun ve eğer esad’ın iki ya da daha fazla yıl iktidarda kalması gerekiyorsa, bırakın öyle olsun. ve bu rusya’yı tamamen karşıya almadan yapılmalı. işte bu noktada cenevre’de, esad sonrası suriye’de rusya’nın çıkarlarına zarar vermeyen güvenceler geliyor.

gözleriniz faltaşı gibi açılmasın. dibine kadar sert jeopolitikanın kapalı kapılar ardından oynanmasıdır bu. erdoğan’ın mesajı alıp almayacağını ise göreceğiz.

pepe escobar asia times gazetesinin gezgin muhabirlerindendir. en son kitabı: “obama does globalistan (nimble books, 2009).”

bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve al jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Pepe Escobar

asia times gazetesinin gezgin muhabirlerindendir. en son kitabı: “obama does globalistan (nimble books, 2009)”. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;