Görüş

Sırbistan genel seçimlerinin bölgesel etkileri

Sırbistan'da 16 Mart seçimlerini, Avrupa Birliği yanlısı Sırp İlerleme Partisi'nin (SNS) ewzici bir oy oranıyla kazanması, Batılı çevrelerde büyük memnuniyetle karşılandı.

Sırbistan'da yedinci kez düzenlenen erken genel seçimleri, Aleksandar Vuçiç liderliğindeki Sırp İlerici Partisi (SNS) kazandı. [AA]

dağılan sosyalist federal yugoslavya'nın en büyük ve merkezi ülkesi olan sırbistan, parlamentonun yeni üyelerini belirlemek üzere 16 mart 2014 günü sandık başına gitti. bugün temsili demokrasi ile yönetilen sırbistan’da, 250 milletvekilinden oluşan tek kanatlı meclisin üyeleri, il bazı yerine ülke milletvekilleri olarak 4 yıllığına seçiliyor. ülkede seçim barajı; siyasi partiler için yüzde 5, etnik azınlıklar için yüzde 0,4 düzeyinde.

sırbistan’da normal koşullarda genel seçimlerin mayıs 2016’da yapılması bekleniyordu. ivitsa daçiç’in kurduğu koalisyon hükümetinin parçası olan sırp ilerleme partisi’nin (sns) isteği doğrultusunda, ocak 2014’de erken genel seçim kararı alındı. daçiç hükümetinde başbakan yardımcısı olan aleksandar vuçiç’in liderliğindeki sns, oyların yüzde 48’ini alarak seçimlerin galibi oldu. bu sonuçla sns, 250 üyeli parlamentoda 158 milletvekilliği elde etti.

daçiç’in sırbistan sosyalist partisi (sps) yüzde 14 oy elde ederek 44 milletvekili çıkarabildi. sırbistan eski cumhurbaşkanı boris tadiç’in genel başkanlığını yürüttüğü yeni demokrat parti (nds) yüzde 5 ile 19 milletvekili, tadiç’in eski partisi olan demokrat parti (ds) ise yüzde 6 oyla 18 milletvekilliği elde etti. bu tabloya göre sns tek başına hükümet kurabilecek konuma geldi.

vuçiç’in zaferi ne anlama geliyor?

genç siyasetçi alexandar vuçiç’in siyasi geçmişi aslında oldukça ilginç. slobodan miloseviç’in iktidardan düşürüldüğü 2000 yılına kadar onun yanında yer alan vuçiç, bu tarihten sonra ciddi bir dönüşüm geçirdi. kosova, avrupa birliği (ab) ve kamu mülkiyetinin özelleştirilmesi konularında zamanın ruhuna uygun eğilim sergilemeye başladı. sırp ilerleme partisi (sns), ülke şartlarında merkez sağı temsil ediyor. sns başkanı veyeni hükümetin muhtemel kurucusu vuçiç; fırsatları değerlendirme konusunda hızlı karar alanbir pragmatist. vuçiç’in bu pragmatizmi, uluslararası desteğiarkasına almasında başlıca etken.

sırbistan sosyalist partisi (sps) başkanı ve 2012 genel seçimleri sonucuna göre oluşturulan koalisyon hükümetinin başbakanı daçic’in kosova, ab ve özelleştirme meselelerinde sergilediği tedrici geçiş stratejisi ile karşılaştırıldığında vuçiç, verdiği mesajlara bakılırsa, bu üç konuda da neoliberal politikaları sunulan çerçeveye uygun ve hızla gerçekleştirmeyi öngörüyor. merkez solu temsil eden sps ile merkez sağın temsilcisi sns arasındaki temel fark, ilki tedrici geçiş stratejisini benimserken, ikincisinin şok terapi modelini desteklemesi.

ab-sırbistan ilişkilerinin geleceği

bu noktada ab-sırbistan ilişkileri üzerine kısaca durmakta yarar var. ilk olarak, ab’nin batı balkanlara yönelik izlediği politikayı tanımlayalım. nato’nun kosova meselesinden dolayı sırbistan ve karadağ’dan oluşan federal yugoslavya’ya 1999’da gerçekleştirdiği askeri müdahaleyi izleyen 2003 - selanik zirvesi, ab’nin batı balkanlar stratejisini netleştirmesini sağladı. bu strateji, batı balkanlar’ın ab’ye eklemlenme sürecini hızlı gerçekleştirmeyeceği fakat bu bölgeyi tamamen dışarıda bırakmamaya özen göstereceği bir çerçeveye dayanıyordu. bu doğrultuda istikrar ve ortaklık süreci inisiyatifi başlatıldı ve sürece katılan batı balkan ülkeleri, istikrar ve ortaklık antlaşmaları imzaladılar. sadece bu antlaşmaları imzalayan devletler ab’ye başvurabilme hakkını elde edebildi.

2000 yılında miloseviç yönetiminin devrilmesini takiben federal yugoslavya 2006’da yeni bir bölünme süreci yaşadı: sırbistan ve karadağ cumhuriyetleri iki ayrı bağımsız devlet olarak ortaya çıktı. bunu takiben ab, bütün batı balkan ülkelerine yönelik izlediği stratejiyi sırbistan’a da uyguladı. 2007’de sırbistan, istikrar ve ortaklık süreci'ne dahil edildi. istikrar ve ortaklık anlaşması'nı tamamladı ve aralık 2009’da ab’ye üyelik müzakeresi için başvuruda bulundu.

2009’da sırbistan'a uygılanan ticari ambargolar kaldırıldı, hatta sırp yurttaşlarına şengen vizesi muafiyeti havuç politikası olarak sunuldu. fakat sırbistan’ın adaylığı savaş suçlusu olarak aranan radovan karaçiç, ratko mladiç ve goran haçiç’in lahey’de savaş suçları mahkemesi'ne teslim edilmeleri şartına bağlandı. aranan en son isim 20 temmuz 2011’de lahey'e teslim edildikten sonra sırbistan’ın ab adaylığı 12 ekim 2011’de resmi olarak önerildi, lakin mart 2012’de resmileşti. avrupa konseyi, sırbistan ile ab arasında üyelik müzakeresinin başlanması onayını ancak 28 haziran 2013’te verdi ve aralık 2013’de ab, ocak 2014’de müzakerelerin başlamasını kararlaştırdı. 22 ocak 2014’den itibaren müzakereler başladı.

sns lideri vuçiç, dönüştüğü ve sırbistan’ın ab’ye üyeliğini getirecek adımları atacağı mesajını daha hükümetteyken vermişti. seçim sürecinde de sırbistan’ın ab’ye eklemlenmesini hedeflediğini vurguladı. 

by Mustafa Türkeş

daçiç'in koalisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı görevini üstlenen vuçiç’in erken genel seçim kararına gidecek siyasi çıkışı - koalisyonunun dağıtılması kararı - müzakerelerin başlamasıyla aynı tarihe denk düşüyor. vuçiç’in fırsatı değerlendirme mahareti ve pragmatizmi burada açıkça görülüyor. merkez solu temsil eden sps lideri daçiç, bütün meselelerde daha tedrici bir tutumu benimserken, oldukça milliyetçi bir arka plana sahip olan sns lideri vuçiç, kendisinin dönüştüğünü ve sırbistan’a ab üyeliği getirecek adımları hızlı atacağı mesajını daha hükümet devam ederken vermişti. seçim sürecinde de sırbistan’ın ab’ye eklemlenmesinin ana amacı olduğu temasını vurguladı. süreç nasıl devam edecek bunu zaman gösterecek, fakat hesaba katılması gereken nokta şudur:

2008 krizinden itibaren ab içindeki tartışmalar, yeni üyeliklerin hızlı gerçekleşmeyeceği doğrultusunda gelişti. fiilen ab içinde merkez güçler ile yakın çevre arasındaki gelişmişlik farkı azalmıyor, aksine derinleşiyor. ab zamanla nasıl bir yeni yapılaşmaya gidecek bunu tahmin etmek kolay değil ama ab’nin mevcut yapısıyla uzun süre devam etmeyeceğini beklemek yanlış olmaz. dolayısıyla vuçiç’in seçim sürecinde vaat ettiği sırbistan’ın ab üyeliğinin 2020’de tamamlanacağı söylemi, gerçekleşmesi kolay olmayan bir sözdür. kaldı ki ab, artık yeni üyeleri kalkındırma konusunda büyük katkılar sunmayacağını açıkça belirtiyor. bu durumda vuçiç’in söylemleri ile gerçeklik arasındaki farktan doğan sorunların, sırbistan’da yeni tartışmalara yol açacağını tahmin etmek mümkündür.

kamuoyu yoklamaları, sırbistan halkının ab üyeliğinin getirileri konusunda çok da umutlu olmadığına işaret ediyor. sırbistan halkının yarısından azı ab üyeliğini destekliyor. bunu gören vuçiç hızlı zikzak yapıp rusya ile ilişkileri geliştirme seçeneğini stratejisine dahil edebilir. ancak ukrayna sorunu sürdüğü sürece rusya pek fazla maddi ve siyasi destek sunamayacağı için vuçiç’in pragmatizmi burada pek çalışmayabilir. ab’ye dayalı bir strateji ise ab’den kaynaklanan sorunlar nedeniyle sırbistan’da ciddi bir iyileşme yaratmayacağı için ab-sırbistan ilişkileri sorunlu hale dönüşebilir.

sırbistan’da zaten yüksek olan işsizlik oranının, ab-sırbistan üyelik müzakereleri sürecinde daha da kötüleşme olasılığı oldukça yüksek gözüküyor. ab’ye üye olan diğer balkan ülkelerinde, örneğin bulgaristan, romanya, slovenya ve hırvatistan vakalarında olduğu gibi sırbistan’da da sanayisizleştirme sürecine dönüşerek yeni işsizler ordusu üretebilir. örgütsüz işsizler ordusunun yönelimi faşizan eğilimleri güçlendirebilir. böyle bir durumda vuçiç’in pragmatizmi, hızlı zikzaklar yapabilecek yeteneğinin gelişkin oluşu riskleri artırıyor. ihracata dayalı büyüme modeliyle kıta avrupasının en büyük ekonomik gücü haline gelen ve bunu sürdürmek için ab’yi kendi istediği doğrultuda biçimlendiren almanya'nın tavırları da önemlidir.

kosova sorunu

kosova sorunu da vuçiç’in bekleyen önemli bir konudur. vuçiç’in başbakan yardımcısı olarak verdiği mesajları seçim sürecinde verdiği mesajlarla birleştirilerek okuduğumuzda, sırp milliyetçilerini tedirgin edebileceği söylenebilir. kosova'yı sorun olmaktan çıkartacağının altını çizen vuçiç, kosova yönetimi ile sırbistan yönetimi arasında diyalog kurulmasının ötesine geçeceğini ima ediyor. fakat bunun nasıl olacağını açıklamıyor. sırbistan fiilen kosova’yı kaybetmiştir, fakat vuçiç’in kosova’nın bağımsızlığını resmi olarak tanıyacağını beklemek yanıltıcı olur.

öte taraftan abd ve ab’nin beklentisi bu yöndedir. kosova konusunda sırbistan açısından zaten parlak olmayan durumu daha da zorlaştıracak bir adım atmak, sırbistan’da hiç kolay değildir. sırbistan’ın ab üyeliği ile sırbistan’ın kosova’yı bağımsız bir devlet olarak tanıması arasında doğrusal bir ilişki kurmak teorik düzlemde mümkündür. lakin bunu resmen hayata geçirmek, vuçiç dahil sırbistan’da hiçbir siyasi liderin üstlenemeyeceği bir roldür. vuçiç de tekrar başa dönüp kosova’nın bağımsızlığı ile bosna-hersek devleti içinde bulunan bosna sırp cumhuriyeti’nin bağımsızlığı temasını ilişkilendirecektir. bu da bosna-hersek’te (boşnak-hırvat federasyonu ve bosna sırp cumhuriyeti'nden sonra) üçüncü entite olmayı isteyen hırvat milliyetçilerinin taleplerini hareketlendirecektir.

bütün bu süreç bölgede yeni çalkantılara yol açar ve ab bu çalkantıların üstesinden gelebilecek kapasite ve karar alma yeteneğine sahip değildir. ab ve abd, kısacası liberalizmin hiçbir versiyonu, henüz tito’nun ürettiği fakat çeşitli nedenlerden dolayı çöküşle sonuçlanan sosyalist federal yugoslavya’yı bir arada tutabilen ideolojik duruşu üretemedi ve üretmesi de mümkün görünmüyor.

kısacası eski yugoslavya alanında inşa edilen yeni devletler sarsıntılara gebedir. örgütsüz, ideolojik zemini kaygan siyasal hareketlilikler alternatif üretmiyor, yeni sorunlara yol açıyor. bunun üstesinden gelecek yeni bir hegemonya henüz üretilemedi. liberalizmin versiyonları arasında dolaşan şık söylemler inandırıcılıklarını tüketiyor. sırbistan’da seçimlerden galip çıkan vuçiç’in de bu konuda yapabileceği pek fazla bir şey yok.

vuçiç’in önünde duran ab-sırbistan üyelik müzakereleri, kosova sorunu ve sanayisizleştirme ile özelleştirmeler sonucu ortaya çıkan ve giderek artan yeni işsizlik, sırbistan’ı yeni çalkantılara sürükleyecektir. vuçiç, imf ile yeni bir müzakereye oturacak ve yapılacak standby anlaşması, kemer sıkma politikasının daha da sıkı uygulanmasını öngörecektir. sırbistan halkını bekleyen sorunlar yeni formlara bürünürken tek çıkış yolu, gerçekçi çözümler üretilmesidir. 

mustafa türkeş, ortadoğu teknik üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü'nde öğretim üyesi. balkanlar ve doğu avrupa, türk dış politikası, avrupa güvenliği, nato, uluslararası müdahaleler, karadeniz'de güvenlik; akdeniz'de güvenlik, kıbrıs, siyasi tarih, kemalizm ve balkanlar üzerine çalışmaları bulunuyor.

bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve al jazeera'nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Mustafa Türkeş

orta doğu teknik üniversitesi (odtü) uluslararası ilişkiler bölümü öğretim üyesi. hacettepe üniversitesi tarih bölümü'nden mezun oldu. yüksek lisans ve doktorasını manchester üniversitesi'nde tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;